Neler oldu biliyor musun blog? Ah neler.
Bir ay önce barıştık.
Evet barıştık bildiğin sevgiliyiz şu an. 4 yıl sonra hem de. Koskoca 4 yıl.
En baştan anlatayım.
Yaz boyunca bunalımdayken hep karşılaşıcak mıyız acaba diye düşünüyodum ve sürekli stalk peşindeydim. Bi gün her zaman gittiğim cafede karşılaştık ama o beni görmedi. Tabi ben iptal.
Bi süre üzüldüm. Sonra mesaj attım. -Utanan ifade-
15 dakika falan konuştuk. Nasılsın ben böyle tamam peki görüşürüz.
Bir ay sonra yine mesaj. Nasılsın.
Ben her zamanki gibi ters konuşmaya başladım. O da umursamaz. Ama ben daha ters. İlk defa o da sert yaptı ve bana yüklendi.
Sonra bana bi şans ver dedi. 4 yıl sonra ilk defa barışmak istedi.
Ve ben aslında asla olmaz artık derken ona yine karşı koyamayacağımı biliyodum.
Upuzun kavgalar ettik. Ben değiştim dedi. Belki olur dedi. Yarım kaldık biz dedi.
Yine inandım. Aptal gibi inandım.
Sonrası mı? Kavga gürültü.
Eskiye dönmek gerçekten cesaret isteyen bir olaymış meğersem.
Tekrar inanmak, aldanmak. Kırılmak, daha fazla kırılmak. Umutlanmak sonra daha da fazla kırılmak.
Güven artık bana unut geçmişi dedi.
Yine inandım, unutmaya çalıştım.
Şimdi ne mi oldu? Yine AĞZIMA SIÇTI.
Seviyorum dedi. Deme dedim. Sevmiyordu çünkü aslında. Bir kaç kere dedi hem de.
Ne yaptın bugün dedim. Seni sevdim dedi. Sevmedi aslında. Sadece bir süre mutlu etti beni.
Şimdi de hayatımı tekrar sikmekle meşgul.
Sarılsın diye bekliyorum sarılmıyor.
Ben 4 sene ona sarılmayı bekledim. Tam 4 sene. Ama o 4 sene sonra bana upuzun sarılmadı bile.
Anlatamıyorum. Sadece yine canım acıyor.
Çünkü sevmediğini hissediyorum yine. O sevse ben onu yine severdim. Kimsenin sevmediği gibi hem de. Haketmediği kadar.
Bir haftadır 15 dakikalık mesafede olmamıza rağmen buluşmuyoruz. Bu sevgisizlik değil de nedir?