2 Mart 2015 Pazartesi

Tür: Dram

Merhaba.

Kocaman bi iç sıkıntısıyla düşünerek kitap okurken kendimi burda buldum. Uzun zaman oldu.
Değiştim. Her insan değişir. Hem de her gün, her dakika değişir. Elbette düşünebiliyorsa. Ben her şeyi yaparken düşünürüm. En çok temizlik yaparken, yürürken, yolculuk yaparken. Hatta kitap okurken bile. Bazen uyurken bile düşündüğümden şüpheliyim gerçekten.


Ve bu düşünmeler sonucu mu yoksa yaşadıklarımdan mı bilmiyorum ama yaşadığım inanılmaz iç sıkıntısını anlatacağım. Şimdiden söylüyorum. Bu yazı 22 yaşındaki bir kızın ailesiyle olan karmaşık ve adlandıramadığım türden dramını anlatıyor.

Babamla 1 aya yakındır eskisi gibi değiliz. Hatta konuşmuyoruz bile diyebilirim.
Her şeyi açık açık yazmak istiyorum.
Babam mükemmel biri değil. Benim ve her insanın olduğu gibi. Çok cimridir. Buna tutumluluk dese ve kabul etmese de. Maaşını ne yaptığını gerçekten bilmiyorum. Bana bir senedir bir kitaplık almadı. Hayır alamadı değil almadı. O kitaplığa ayıracak parası elbette var. Ama benim bu isteğim onun için umursanmayacak ve tamam diyerek bir senedir geçiştirilecek kadar önemsiz.
Neyse konumuz bu değil elbette. Ama evet cimri. Aşırı.

Bir gün çocukluğumda beraber büyüdüğüm dayım, annem ve babamla son üniversite yılımın son sömestr tatiline denk gelen bir gününde kahvaltı etmek için mutfaktaydık. Ben her zamanki gibi dayımla şakalaşır ve gülerken babam onun için aşırı önemli olan dolaptaki bayat ekmekleri arıyordu ve bu sürede konuşuyordu. Dayımla konuştuğum için onun yarım yamalak duyuyordum en sonunda dayıma güldüm ve bakayım dolaba dedim. Babamın neler dediğini o anda farkettim. Bana ekmekleri çöpe attın her zamanki gibi bişeyleri atıyorsun ve bi de benimle dalga geçer gibi gülüyorsun tarzı şeyler söylüyordu. Sana gülmüyorum dayımla konuşuyordum vs. diyerek anlatmaya çalışsam da asla susmuyordu. Dolaba gittim ve ben ekmek falan görmedim dolabı bile açmadım diyordum ama o tabi ki bunu asla duymuyordu. Durmadan ekmekleri attığımı, benim hiç yokluk görmediğim için ne kadar kötü bi insan olduğumdan bahsediyordu. Evet gerçekten. O an delirdim ve ben de atmadım görmedim neden bilmeden iftira atıyorsun gibi şeyler söyledim ama ikimizde birbirimizi duymuyorduk. O sırada annem ekmekleri buldu ve ben haklılığın da verdiği şiddetle hala konuşuyordum. Babam neye dayanarak hala konuşuyor tabi ki bilmiyorum. Annem ekmekleri kızartırken susmamızı söylerken dayım da babama şaşırarak bakıyordu. Ardından bu kavga devam ederken kızarmakta olan ekmekler yandı.

Ve babam anneme ekmekleri bilerek yaktın dedi.
O an ağzımın on saniye falan açık kaldığını ve gözümden yaş süzüldüğünü hatırlıyorum.

Sonra bir daha doğru düzgün konuşmadık. Eskisi gibi sarılmadık hiç.

Beni en çok üzen şey de bana hiç yokluk görmedin demesi aslında. Çünkü ben kendimi bilmeye başladığımdan beri babamla para konusunda her zaman sorun yaşadım. Tek çocuk olmama rağmen sanmayın ki herşeyim oldu. Olmadı ve hep haftalık olarak bana verilen paradan istediğim şeyleri almaya çalıştım.
Ortaokulda 5 lira falandı o. O zaman okula servisle gidiyordum ama. Lisede 20 lira oldu. 20 lirayla hem yemek hem yol paramı karşılayıp hem de kendime ucuz bi ayakkabı almaya çalışırdım.

Üniversitede de bu değişmedi. 200 liraydı başta aylık. Şimdi 300 lira. Tabii ki yokluğu bilen bi insanım ve bu paraya az diyemem ben. Ama kıyafetlerim dahil her şeyimi bu paradan karşıladığımı düşünürsek maalesef az. Ama üniversitede kimi zaman kredi kartıyla kimi zaman çalışarak kimi zaman da aç kalarak atlattım yine.

Tabii bu sıralarda eve geldiğimde bunun harici para istediğimde babam delirirdi. Hala delirir o ayrı.
O kadar parayı napıyor muşum ki ben?

Tabii bi zaman sonra ona laf anlatmaya çalışarak kendimi azarlatmak yerine tamam baba diyerek dönüp gitmeye başladım.
Bu böyle devam ediyorken üniversite okuduğum şehre dönmek için evden çıkmadan önce annem babama parasını ver. Az verme gibi şeyler söyledi. Babam da sen karışma git şurdan diyerek kolundan tutup ittirdi. Sonra bana gelip yine bişeyler söyleyerek elime parayı koydu.
O an sinir krizi geçirdiğimi sanıyorum.

"Ben sana bu kadar yük müyüm baba?" dediğimi hatırlıyorum.
Daha bi sürü şey. Ağlayarak bu tarz şeyler söyledim bana sus falan dedi. Bağırıyor tabii aynı zamanda.
Annem gelip ağlama beni üzme deyince hıçkırıklarımı tutup üzülme dedim.
Gelme dememe rağmen babam beni otobüse kadar götürmek için benimle çıktı. Yolda hiç konuşmadık. Beni bıraktı ve bırakırken kusura bakma dedi.
Ben sarılmadım ve cevap da vermedim. Dönüp gitti. Herkesin içinde yarım saat ağladım.

Bunlar bu olayın değil. Bütün hayatımın gözyaşlarıydı.
Mevzu para vermemesi değil söyledikleri.
Ağladığım parayla ölçülebilecek kadar değersiz olmam.

Şimdi de ağlıyorum. Ve bunları ona söyleyemiyorum. Söylemiyorum. Çünkü bıktım.
2 adım ötemde ama sarılmıyorum, konuşmuyorum, yüzüne bakmıyorum.
Yapamıyorum çünkü.
Abartıyor gibi görülebilirim şu an. Ama hissettiğim şey koca bir değersizlik.
Geldiğimden beri oturup iki kelime sormadı bana. Nasıl olduğumu, neler yaşadığımı bilmiyor.

Evet abartıyorum. Çünkü benim için en değerli şey aile; anne, baba.
Babası olmayan arkadaşlarım var. Yaşadığı halde hiç görmemiş. Facebook'tan arkadaşlık isteği yollamış babası. Ya da yolda karşılaşıp aa napıyon diyen var. Çocuğuna evet.

Ben bunlara hep üzülerek baktım. Hep derinden üzüldüm. Hissettim. Şimdi daha farklı hissediyorum. Babam yanımda ama ona sarılmıyorum, sarılamıyorum.

Eskiden bu tür şeyleri çok daha fazla abartırdım. Bi insanla küsersem deli gibi ağlar ve kendimi bitirirdim. Şimdi sadece anne ve babama karşı oluyor. Keşke olmasa ama oluyor. İçimde büyüyor. Söylemek istiyorum söyleyemiyorum. Umrunda değil. Senin benimle işin yok demek istiyorum. Söyleyemiyorum. İçimde onunla kavga ediyorum. Ağlıyorum. Susuyorum. Uyuyamıyorum.

Artık büyüdüğüm eve geldiğimde en çok yaptığım şey ağlamak. İçim sıkılıyor. Kötü oluyorum bu eve gelince. Ama uzakken de özlüyorum çok. Gelmek istemiyorum hatta bazen. Ya da gelince niye geldim ki diye dönmek istiyorum. Uzaklaştım onlardan. Çok uzaklaştım. Dünyada herşeyden çok sevdiğim annemden bile. Neden ama? Aile böyle bişey mi? Ya da sevgi?

Anlamıyorum ben.
Böyleyse hiç ama hiç anlamıyorum.

Belki de depresyondayımdır.

Yarın son günüm. Konuşmam ve sinirlenmemem için dua edin nolur.

İyi uykular.
Bunu gören varsa.