10 Ekim 2014 Cuma

Neden?

Neler oldu biliyor musun blog? Ah neler.
Bir ay önce barıştık.
Evet barıştık bildiğin sevgiliyiz şu an. 4 yıl sonra hem de. Koskoca 4 yıl.

En baştan anlatayım.
Yaz boyunca bunalımdayken hep karşılaşıcak mıyız acaba diye düşünüyodum ve sürekli stalk peşindeydim. Bi gün her zaman gittiğim cafede karşılaştık ama o beni görmedi. Tabi ben iptal.
Bi süre üzüldüm. Sonra mesaj attım. -Utanan ifade-

15 dakika falan konuştuk. Nasılsın ben böyle tamam peki görüşürüz.

Bir ay sonra yine mesaj. Nasılsın.
Ben her zamanki gibi ters konuşmaya başladım. O da umursamaz. Ama ben daha ters. İlk defa o da sert yaptı ve bana yüklendi.
Sonra bana bi şans ver dedi. 4 yıl sonra ilk defa barışmak istedi.

Ve ben aslında asla olmaz artık derken ona yine karşı koyamayacağımı biliyodum.

Upuzun kavgalar ettik. Ben değiştim dedi. Belki olur dedi. Yarım kaldık biz dedi.
Yine inandım. Aptal gibi inandım.

Sonrası mı? Kavga gürültü.
Eskiye dönmek gerçekten cesaret isteyen bir olaymış meğersem.
Tekrar inanmak, aldanmak. Kırılmak, daha fazla kırılmak. Umutlanmak sonra daha da fazla kırılmak.
Güven artık bana unut geçmişi dedi.
Yine inandım, unutmaya çalıştım.

Şimdi ne mi oldu? Yine AĞZIMA SIÇTI.

Seviyorum dedi. Deme dedim. Sevmiyordu çünkü aslında. Bir kaç kere dedi hem de.
Ne yaptın bugün dedim. Seni sevdim dedi. Sevmedi aslında. Sadece bir süre mutlu etti beni.
Şimdi de hayatımı tekrar sikmekle meşgul.

Sarılsın diye bekliyorum sarılmıyor.
Ben 4 sene ona sarılmayı bekledim. Tam 4 sene. Ama o 4 sene sonra bana upuzun sarılmadı bile.

Anlatamıyorum. Sadece yine canım acıyor.
Çünkü sevmediğini hissediyorum yine. O sevse ben onu yine severdim. Kimsenin sevmediği gibi hem de. Haketmediği kadar.

Bir haftadır 15 dakikalık mesafede olmamıza rağmen buluşmuyoruz. Bu sevgisizlik değil de nedir?

19 Ağustos 2014 Salı

Abuk subuk

Çoğu zaman gerçekten burdan, yaşadığım yerden, yaşadığım insanlardan kaçıp gitmek istiyorum. Ama bunu yapamayacak kadar cesaretsizim.
Ve bunu yapmadıkça insanlardan, ama bütün insanlardan inanılmaz soğuyorum.

Neden bu kadar aptallar?
Bir sözün, bir cümlenin, kelimenin bir insanda nasıl bir yıkım oluşturabileceğini neden düşünemiyorlar?

Aslında birçok şey var insanlardan soğumama sebep. Ama bir tanesini anlatacağım;

Benim kardeşim/abim/ablam yok. Olmayanlar bunun yalnızlığını asla anlayamazlar. Genelde aa ne güzel gibi cümleler duyarız. Ama bu cümleleri söyleyenler ne kadar şanslı olduklarını bilmeyen insanlardır.
Neyse. İşte ben belki de bu yüzden hep birilerini kardeşimmiş gibi görmeye çalışıyorum. Evet bunun farkındayım. Kardeş gibi vefalı o insanı arıyorum. Ama tabi ki de yok. Artık varlığından şüpheliyim.

Şu zamana kadar kuzenlerimden ikisini kendime çok yakın görüp kardeşim gibi hareketler yaptım. Birincisinin yalan olduğunu 2 sene önce anladım. Basit birşeydi. Sadece ben onu aramadan aylarca hatrımı sormamıştı. Ama bende normal insanlardan daha fazla yıkım oluşturmuştu yine.
Bu sefer farklıydı ama. Herkese ablam dediğim kuzenim beni nişanlısından kıskandı. Hem de beni. Beni doğduğumdan beri tanıyan kuzenimdi bu. Ve bunu telefonda ne gülüyorsun eniştene diyerek belli etmişti. Ben yine garip bir söz duyduğumda yaşadığım şoku yaşamış ve tek kelime edememiştim.

Şimdi şu cümle beni çıldırtmaya yetiyor. Ve onun farkında olduğunu hiç sanmıyorum.

Şimdi eminim bu kadar basit bir şeyde hemen bunalım moduna girdiğimi düşünüyorsunuz. Ama değil.
Hem bu kadar değil. Hem basit değil.
Anlatamayacağım kadar çok ve karmaşık.

İçimden ettiğim küfürler yine başladı.

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Bekleme yapmayınız

Bugün uzun zamandır kimseden hediye almadığımı fark ettim. Çok önemli mi?
Hayır.
Ama insan bazen bekliyor işte.

Hediye dediğim pahalı birşeyler değil tabi. Bir liralık bileklik, yirmi beş kuruşluk çikolata, seni özledim diyen ses kaydı beni öyle mutlu ediyor ki. Ama gelmiyor işte. Bu yüzden önemsenmiyormuşum gibi gelmiyor değil bazen. İtiraf. Çok önemli mi?
Hayır.

Ama ben birilerine hediye almayı çok severim. Durduk yere ama. En değerlisi öyle geliyor çünkü.

Benim babam hiç hediye almaz bana. Hiç demeyelim de çok nadir. Belki bu yüzdendir bu hassasiyetim. Kendisi biraz cimridir. Kabul etmez tabi. Ama böyle incelikler barındırmaz içinde.

İnsanların genelinde var bu özellik. Ya da bana denk geldi. Bencil olmuşlar vesselam. Hiç mi gelmez içlerinden incelik.

Neyse.
Biraz saçmalamak istedim.
By.

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Tamamen duygusal

Az önce babamla 3 günün en uzun konuşmasını yaptık. 3 soru, 3 cevap. Evet konuşmuyoruz.

Sebebi beni değiştirmek istemesi. Neden insanları olduğu gibi kabul edemeyiz ki? Buyum ben baba. Yanlışlarım ve doğrularımla ben buyum. Ama babam öyle biri ki, kendine göre salt düşünceleri var. Asla değişmez. Öyle diyorsa o doğru.

Neyse. Elbet düzelir eskisi gibi oluruz. Ama üzülüyorum elbet. Biriyle kırgın, küs olunca aklıma hep öldüğü falan gelir. Ne yaparım o zaman diye düşünür üzülürüm.  Çok uzun küs kalamam bu yüzden kimseye. Bu ailemse daha da az.

Geçen yaz staj yapmak için yurtdışına gidicektim. Gitmedim. Ve sebebi başkası yapsa kızacağım şey. Ailemden uzak kalamam diye. Daha doğrusu başka sebepler de var tabii. Ama dedemin ölmesi, annemin tabii olarak çok etkilenmesi ve benim 4 dersimden ff alarak yaz okuluna kalmam bu sebeplere tuz biber oldu.
Annemi bırakamam dedim.
Ya ben yokken ona bişey olursa? Ya ölürse. Bunları düşünme dedi herkes. Düşünürüm ben. Kendime acımam yokurt. Gerçekçi olmak daha iyidir.

Neyse. Sonuç olarak gitmedim. Üzüldüm tabi ki. Ama derslerimi düzelttim. Ailemin yanında durdum.

Ve şimdi okul bitince ondan daha uzun süreli olarak gitmem söz konusu. Bilmiyorum yapabilir miyim.

Herkes bi zaman sonra ailesinden ayrılmalı evet. Kabul ediyorum. Ama sanırım ben acı çekmekten korkuyorum. Ve yalnız kalmaktan. Kaybetmekten.
Kaybetmekten korkarak büyüdüm çünkü ben. Annem hastaydı ve hep kaybetmekten korktum. Bi gün aşabilir miyim buni bilmiyorum. Korkularımı unutabilir miyim?

Korkularımız olmasa daha mı özgür olurduk sanki?

13 Temmuz 2014 Pazar

3 yıl

2 olmuş yine saat.
Ne yaptım? Hiçbir şey?
Aklıma hep bu soru ve bu cevap geliyor.

Yanımda telefonum. Çalmıyor uzun zamandan beri. Çalsa da hiç heyecanlanmıyorum.

Artık ona aşık değilim. Yani bence. Ama kimseye de değilim.

3 yıllık üniversite hayatımın sadece 1 haftasında sevgilim oldu. Zaten 1 sene yine onu beklemiştim.

Sonrası mı? Sonrası hep yalnızlık.

Aşık oldum sandığım, ama sadece hoşlandığım bir sürü insanla geçti.

İnsan yalnız olunca hep aşık olmak istiyor.
Ya da bi heyecan.

Arkadaşlarımla gülüp eğlenip, gecenin on ikisinde eve yalnız başıma giderken dank ediyor işte. Korkudan mıdır, yoksa ellerim üşüyor diye mi bilemiyorum.

Belki geçer.